Haber

Hasan Saltık, Avrupa’nın kahramanıydı | Kültür-Sanat Haberleri


‘Don Kişotluk yapıyor’ dediler

Bazı kişiler vardır ki onlar her kesim tarafından sevilir ve sayılır.
Barış Manço gibi, Kemal Sunal gibi, Neşet Ertaş gibi…

Kültür ve sanata olan eşsiz katkılarıyla Türkiye’de her kesim tarafından sevilen ve sayılan, çalışmalarıyla yurt dışında da dikkatleri üzerine çeken, Yılmaz Erdoğan’ın ifadesiyle müziğin, muhabbetin, sevginin ve paylaşmanın ustası Hasan Saltık da öyleydi.
Geçirdiği kalp krizi nedeniyle henüz 57 yaşında hayatını kaybettikten sonra siyasi partilerin temsilcilerinin, meslektaşlarının, sektör paydaşlarının hakkında dile getirdiği duygu ve düşünceleri, Hasan Saltık’a her kesimden duyulan sevgiyi ve saygıyı gözler önüne serdi.

Hasan Saltık'ın soyu, birçok Alevi dedesinin bulunduğu Sarı Saltuk Ailesi'ne dayanıyor. Ailede sonradan 'Saltuk' ve Saltık' şeklinde ayrılma oldu.

Hasan Saltık’ın soyu, birçok Alevi dedesinin bulunduğu Sarı Saltuk Ailesi’ne dayanıyor. Ailede sonradan ‘Saltuk’ ve Saltık’ şeklinde ayrılma oldu.

Bayii sayısının azlığından dolayı bir dönem çocuklar caddelerde, meydanlarda gazete satardı.
Çocukların gazete satmasındaki neden, onların bitip tükenmez enerjileri ve sempatik oluşlarından dolayı daha çok satış yapmalarıydı.
O çocuklar büyüklere yönelik bir iş yapmaktan dolayı kendilerini ‘büyümüş’ ve ‘özel’ hissederken harçlıklarını çıkarmanın keyfini yaşardı.

Hasan Saltık da kendisini ‘büyümüş’ ve ‘özel’ hisseden o çocukların arasındaydı.
Okuma –  yazma oranının en yüksek olduğu illerden biri olan Tunceli’de doğup büyüyen Hasan Saltık’ın kültüre iştahlı olmasının altyapısını şüphesiz son dersleri, okuma dersi olarak uygulayan öğretmeninin ufku açık bir eğitimci olmasının da payı vardı.

Hasan Saltık, tüm müzik meslek birliklerinin yönetim kurulu üyeleriyle bir arada.

Hasan Saltık, tüm müzik meslek birliklerinin yönetim kurulu üyeleriyle bir arada.

Hasan Saltık, çocukluk yıllarında gerek ailesinden, gerek öğretmeninden gerekse çevresinden okumanın, öğrenmenin, bilmenin, değerleri yaşatmanın ne büyük bir fazilet olduğunu öğrenmişti. Gün gelecek o faziletle donanan benliğinin kılavuzluğunda kültüre ve sanata eşsiz katkılarda bulunacaktı.

1970’li yıllarda sağ – sol çatışmasının başlamasıyla birlikte babasının “Biz en iyisi artık buralarda durmayalım, İstanbul’a gidelim” demesiyle Hasan Saltık, dikkat çekecek kadar müzik kulağı olmasıyla ergenlik yaşlarında müzikle tanıştı. İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda öğrenim görmesi yönünde verilen salıklarla girdiği ses ve kulak eğitimi üzerine olan sınavı kazandı. Parmaklarının ve dudağının yapısının obuaya uygun olduğu kararına varıldı.

Obua eğitimine başlasa da devamı gelmedi.
Alman öğretmeni ‘O zaman klarnet’ dedi.
Bir yıllık hazırlık sınıfını tamamladıktan sonra bir türlü ısınamadığı müzik aletlerini çalmaya yönlendirilmesinin de etkisiyle ‘Benden bu kadar’ diyerek konservatuvarı terk-i diyar eyledi.
Her ne kadar sadece bir yıl öğrenim görmüş olsa da konservatuvarda gördüğü solfej ve ritm eğitimi sonraki yıllarda yolunu hangi yöne doğru çizmesi gerektiği konusunda kendisine yol gösterdi.

Konservatuvar öğrenimini yarım bıraktıktan sonra düz liseye devam eden Hasan Saltık, hem okuyup hem de reklam ajanslarında, gazetelerde ofisboy olarak çalıştı. Gelecek kaygısının ağır bastığı dönemlerde ne iş yapacağı / yapabileceği konusunda hiçbir fikri yoktu. Zira memleket, terörün içine sürüklediği kaos ortamındaydı. Hayata atılmaya hazırlanan tüm delikanlıların olduğu gibi Hasan Saltık’ın zihni de allak bullaktı.
O kaos ortamından kurtulmak isteyen mahalledeki birkaç kişi ABD’ye yerleşmek, daha doğrusu ülkeye kaçak yollardan girmek için gemilerde miçoluk yapmış, emellerine de ulaşarak ‘Fırsatlar Ülkesi’nde iş sahibi olmuştu. Kendisi neden olamasındı?

Hasan Saltık - Arif Sağ - Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın
Hasan Saltık – Arif Sağ – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın

Hasan Saltık da o amaçla miçoluk yapmaya başladı.
ABD’ye gitmesiyle kendine yeni bir hayatın hayallerini kuradursun miço olarak çalıştığı gemi, Akdeniz’in dışına çıkmadı. Askerlik görevinden sonra da ABD’ye gitme konusunda kararlı olan Hasan Saltık, miçoluk yapacağı bir gemi bulana kadar amcasının oğlu Rahmi Saltuk‘un plak şirketinde çalıştı.
O Rahmi Saltuk ki hukuk fakültesi mezunu da olsa, türkülere getirdiği özgün yorumlarla özel bir konum elde etmesinin yanı sıra 1968 – 1970 arasındaki 3 yıllık süreçte 900 kez sahnelenen ‘Pir Sultan Abdal’ adlı tiyatro oyununda ‘Anlatıcı Ozan’ı canlandırdı.

Ya Miço olarak çalıştığı gemi, ABD’ye sefer yapmış olsaydı…
Veya askerlikten sonra ABD’ye giden bir gemide miçoluk işi bulsaydı…
O zaman müzikte birçok unsur eksik olacaktı.

Geçici bir iş olarak girdiği Rahmi Saltuk’un plak şirketinde telefonlara bakan Hasan Saltık, her ne kadar kültürle yoğrulmuş, bir yıl konservatuvar öğrenimi görmüş olsa da o güne kadar müzikle ilgili bir çalışma yapmayı düşünmemişti.
Ta ki kasetlerin Anadolu’ya tırlarla gittiğini görene kadar. Zira o dönemlerde televizyonda ve radyoda dinlenen müzik, sayısal olarak da içerik olarak da pek kısıtlıydı. İstendiği kadar, istendiği içerikte müzik dinlemenin tek yolu kasetlerdi. Taverna müziği, arabesk, özgün, protest müzik…

İlk girişimini Ahmet Arif albümüyle gerçekleştirdi. Müşfik Kenter‘in o dönemde ‘Bir Garip Orhan Veli’ adlı şiir albümünün çok satmasından feyz alan Hasan Saltık, Rahmi Saltuk’a üniversite öğrencilerinin çok sevdiği şairlerden Ahmed Arif’in şiir kasetini çıkarmayı önerdi.
Hasan Saltık, yanılmamıştı.

Ahmed Arif’in şiir kasetinin çok satmasıyla kendine olan özgüveni artan Hasan Saltık, protest müziğe yönelip Grup Yorum’un albümünün çıkmasına vesile oldu.
Sonraki süreçte çıkarılacak albümlerin içerikleriyle ilgili anlaşmazlık yaşayınca Rahmi Saltuk ile yol ayrımına gelen Hasan Saltık, ağabeyinden aldığı sermayeyle Unkapanı’nda kulübevari bir ofis tuttu.

O sıralarda işyerindeki komşularından biri, müzik aletleri satın almak için otomobiliyle Avrupa’ya gidecekti. Saltık da fırsatı değerlendirip komşusuyla gittiği Avrupa’dan yeni bir vizyonla döndü. Yapılmayanı yapmak, olmayanı, olmayacak gibi duranı olur hale getirmek. Bunun yanı sıra dağınık bir halde bulunan, değer kazanmış eserleri toparlayıp arşiv oluşturmak.

Zaten herkes o dönemin yükselen değeri taverna, arabesk ve pop müzik albümlerini hazırlayıp satıyordu.
Hasan Saltık, farklı bir yol izleyerek bir kenara itilmiş şarkıları ve onları seslendirenleri geniş kitlelerle buluşturacaktı. Ayrıca ‘Anarşist’ damgası yiyen şarkıları da öyle..

1991’de kurduğu Kalan Müzik’ten ilk albümleri çıkarmaya başladığı zaman meslektaşlarının Don Kişotluk yaptığını düşündüğü Hasan Saltık’ın başının belaya girmesi gecikmedi. Zira 12 Eylül ürünü olan, 19 Ekim 1983’te çıkarılan 2932 sayılı kanun gereği Kürtçe, Lazca, Zazaca, Süryanice ve Yezidice gibi çeşitli Anadolu dillerinde müzik yapmak, yayınlamak bölücülüğe neden olacağı gerekçesiyle yasaktı.

Hasan Saltık’n çeşitli Anadolu dillerinde yapılan müzikleri albüm haline getirdiği için hakkında açılan dava bir hayra vesile oldu. Saltık’ın amacının bölücülük değil, Anadolu’nun zengin müzik kültürünü ortaya koymak olduğunun farkında olan Turgut Özal‘ın girişimiyle 2932 yasa yürürlükten kalktı. Bunun sonucunda da Hasan Saltık’ın davası düştü. Hatta devlet yöneticileri o dönem yargılanmasına neden olan albümleri, yabancı devlet adamlarına hediye olarak vermeye başladı. O albümlerin İngilizce ve Fransızcalarını da üretip yurt dışında satışa çıkarması Hasan Saltık’ın Türkiye’deki müzik kültürünün yaygınlaşması için verdiği uğraşın ve vizyonunun göstergesi oldu.

  Hasan Saltık, 5 Nisan 2017'de İstanbul Teknik Üniversitesi Senatosu kararıyla fahri doktora unvanı aldı

Hasan Saltık, 5 Nisan 2017’de İstanbul Teknik Üniversitesi Senatosu kararıyla fahri doktora unvanı aldı

Hasan Saltık, hakkında dava açılması pahasına gizli gizli dinlenen müzik eserlerini günyüzüne çıkararak sadece müziğin değil, tüm kültür sanatın önünün açılmasında önemli rol oynadı. Bununla yetinmeyerek müzik adına iki büyük işi daha başardı.
Birincisi; Türkiye’de diyar diyar gezip unutulmaya yüz tutan, müzik tarihinin derinliklerinde kalan eserlerin kayıtlarını bularak onları günümüze taşıdı.
İkincisi; Türkiye’de tarihin derinliklerinde kalan türküleri araştırırken birçok eserin özellikle Orta Doğu ülkeleri tarafından araklandığını öğrenen Hasan Saltık, bu eserlerin ülkemize tekrar kazandırılması için yoğun mesai ve yüksek miktarda para harcadı. Arşiv taramasıyla ülkemize ait olduğunu belgelediği birçok eseri ülkemize yeniden kazandırdı.

Hasan Saltık’ın çalışmaları yurt dışında da dikkat çekti. Yabancı medyanın sık sık gündeme taşıdığı Hasan Saltık, Hollanda Kraliyet Ailesi tarafından müziğe yaptığı katkılardan dolayı ‘Prince Claus Nişanı’ ile onurlandırıldı.
Ayrıca “Türkiye’nin müzik antropoloğu” şeklinde tanımlayan Time Dergisi, Hasan Saltık’a ‘Avrupa ve Kahramanlar Ödülü’ verdi. Ödülün adından da anlaşılacağı üzere Avrupa’nın Kahramanı

Yurt dışında kendisi için “Anadolu müzik kültürü onsuz sessiz kalır” yorumu yapılan, “Anadolu’daki fısıltıya dönüşmüş sesleri toplayıp, bunlardan armonik bir gök gürültüsü çıkaran adam” olarak tanımlanan Hasan Saltık, kariyerinin 30’uncu yılında gerçekleştireceği özel bir çalışma daha içerisindeydi.

Osmanlı Ermenileri’nin ve mübadele döneminde Anadolu’dan ayrılan Rumların yurt dışında kaydettikleri eserleri derleyecek, albüm haline getirip arşivlenmelerini sağlayacaktı. Pandemi nedeniyle yurt dışına gidip bu çalışmayı gerçekleştiremedi. Pandeminin sona ermesinden sonra ilk iş, Osmanlı Ermenileri’nin ve mübadele döneminde Yunanistan’a göç edenlerin günümüzdeki ailelerinden eserleri almak olacaktı. Zira bu konuda yaptığı görüşmelerde olumlu cevaplar almıştı.

Meslektaşları Ne Dedi?

Cengiz Erdem (Yapımcı)
Müzik dünyasının en önemli yapımcılarındandır. Gramafonun icadından bugüne müzik dünyasının en gizli hazinelerini tozlu raflardan indirip yeni nesille buluşturmayı başarmış, sayısız ödüller kazanmış, bir müzik adamıydı. Büyük başarılarıyla övünmeyi aklına bile getirmeyen mütevazilikteydi. Türk müzik tarihinde bir dönem onunla kapandı. O yeri asla doldurulamayacak bir ağabeyimizdi. 20 yıldan fazla bir süreden beri aile gibiydik. Ne zaman yanına gitseniz mutlaka size çözüm bulur ve yanından mutlu ve gülerek çıkardınız. Türk müzik tarihi konusunda çok bilgili olmasının getirdiği tecrübeyle yapılmayanı yapmak gibi bir misyon üstlenmişti. 24 saati müzikle dolu olan ve sektöre, müzik kültürüne yatırım yapmaktan korkmayan cesur yürekti. Ailemizden birini kaybettik. Onu çok özleyeceğiz.

Deniz Erdem (Yapımcı)
Yabancı ülkelerin sanılan eserlerin belgeleriyle bize ait olduğunu ortaya çıkararak tekrar ülkemize kazandırması başlı başına bir büyük hizmettir. Onun dışında unutulmuş eserleri ortaya çıkarıp dinleyicilerle buluşturması da öyle. Bizim sektörde son derece sevilen, saygı duyulan, fikirlerine önem verilen, öngörülerine güvenilen biriydi. Müziğe olan katkıları ve kişiliği asla unutulmayacak.

Polat Yağcı (Yapımcı)
Her ölümde benzer cümleler söylenir. Çok erken oldu, ne diyeceğimi bilmiyorum, çok değerli birini kaybettik gibi…. Hasan Ağabey bu sözcüklerle ifade edilebilecek bir kayıp değil. Her şeyden önce Hasan Ağabey kıymetli bir adamdı. Hayatı bir sanat eseri inşa eder gibi yaşardı. Bugün çok daha iyi anlıyorum ki; varlığı etrafındaki herkese mutluluk veriyormuş. Bu dünyanın yalan işlerini bir kenara koyup, gülmek ve güldürmek için mesai harcayacak kadar büyük bir adamdı… İşindeki bilgisi, özeni, adanmışlığı hepimize çok şey öğretti. İçimden geçtiğinde, aklıma geldiğinde arayıp sesini duyamayacak, onunla gülemeyecek olmak, ona bir şey danışamayacak olmak zor geliyor şimdiden. Biz ondan razıyız, Allah da ondan razı olsun. Mekânı cennet olsun.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
smm panel takipçi satın al mobil uygulama geliştirme firmaları telefon kılıfları instagram takipçi satın al erkek giyim fethiye escort çanakkale escort Ege Tülek iphone kılıfları pvp serverlar farmasi kayıt ol smm panel